MENÜ
14 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,2874 ▲ %0,15
EURO 53,6017 ▼ %0,16
ALTIN 6.277,08 ▲ %0,31

Osmanlı’da Yeniçeri Ocağının Kanlı ve Kesin Tasfiyesi

Vaka-i Hayriye: Modernleşme Yolunda Kanlı Eşik

Klasik dönem Osmanlı askeri doktrininin asli unsuru olan Yeniçeri Ocağı, 16. yüzyılın sonlarından itibaren kurumsal bir çözülme sürecine girmiştir. Padişah otoritesini sarsan isyanlar ve savaş meydanlarındaki disiplinsizlikler, devleti temelinden sarsan birer kronik sorun haline gelmiştir. III. Selim’in Nizam-ı Cedid hamlesinin kanlı bir darbe ile sonuçlanması ve hayatını kaybetmesi, II. Mahmud’u daha temkinli, derinlikli ve sistematik bir imha planı hazırlamaya sevk etmiştir. Sultan, yaklaşık yirmi yıl süren saltanatının ilk dönemlerinde sessizce ulema sınıfını, esnafı ve halk tabanını kendi safına çekmeyi başarmış, meşruiyet zeminini güçlendirmiştir.

1826 yılının Haziran ayında, Avrupa tarzında modernize edilmiş Eşkinci Ocağı’nın kurulması, gelenekçi Yeniçeri zümresi tarafından doğrudan bir varoluşsal tehdit olarak algılanmıştır. 15 Haziran sabahı Etmeydanı’nda kazan kaldıran asiler, devletin en üst kademelerindeki bürokratların kellelerini talep ederek eski tahakküm günlerine dönme çabasına girişmişlerdir. Ancak II. Mahmud, bu defa hazırlıklı bir şekilde Sancak-ı Şerif’i çıkararak halkı asilere karşı birlik olmaya davet etmiştir. Bu davet, tarihin akışını değiştiren toplumsal bir mutabakatın ve askeri kararlılığın tezahürüdür.

Topçu birliklerinin, özellikle Karacehennem İbrahim Ağa’nın sevk ve idaresindeki bataryaların kışlaları yoğun ateş altına almasıyla, asırların kurumu saatler içerisinde tarih sahnesinden silinmiştir. Çatışmalarda ve ardından gelen seri yargılamalarda binlerce Yeniçeri etkisiz hale getirilmiştir. Tarih yazımında ‘Hayırlı Olay’ manasına gelen Vaka-i Hayriye olarak anılan bu tasfiye, sadece bir askeri reform değil, aynı zamanda imparatorluğun idari yapısında Batılılaşma eksenli köklü değişimlerin başlangıcıdır.

Buna mukabil, bu ani ve radikal tasfiyenin ardından ordunun savunma kapasitesinde oluşan geçici boşluk, ilerleyen süreçte dış baskılara karşı devleti hassas bir duruma düşürmüştür. Bu durum, bazı tarih kroniklerinde hadisenin ‘Şerli Olay’ yani Vaka-i Şeriye olarak da nitelendirilmesine yol açmıştır. Ocağın kaldırılmasıyla birlikte Bektaşilik tarikatı üzerindeki denetimler artmış ve imparatorluğun klasik sosyal dokusu yerini merkeziyetçi bir bürokrasiye bırakmıştır. Ağa Hüseyin Paşa’nın sadakati ve Liege’den gizlice getirilen modern mühimmatın bu süreçteki etkisi, askeri tarih perspektifinden incelenmesi gereken kritik detaylardır. Bu radikal adım, Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat’a giden yolunu açan en sert siyasi manevra olarak tarihe geçmiştir.

Kaynak: Sabah

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir